Finlandiyalılar Gerçekten Mutlu mu?
- Ana Sayfa
- Finlandiya
- Finlandiyalılar Gerçekten Mutlu mu?
Finlandiya 9 yıldır Dünya'nın en mutlu ülkeleri sıralamasında birinci sırada. Peki gerçekler böyle mi?
Ya da bir ülkenin mutluluğu söz konusu olduğunda anlamamız gereken asıl nokta ne?
Yaklaşık 4.5 yıldır Finlandiya'nın kuzeyinde yaşayan bir Türk olarak Fin halkını az da olsa tahlil etme şansım oldu. Bu süreçte bir çok Finle tanıştık, komşu ya da arkadaş olduk. Güneyde alışkın olduğumuz tipik Akdenizli samimiyetinin aksine, kuzey ülkelerinde, özellikle Finlandiya'da ciddiyet, sınırlar ve ilişkilerde gözetilen ciddi bir seviye söz konusu. Finler oldukça ciddi, çekingen ama aynı zamanda saygılı ve seviyeli insanlar. Türkiye'de alışkın olduğumuz komşuluk ilişkileri, iş arkadaşlığı ya da okul arkadaşlığı gibi ilişki türlerine burada rastlamanız mümkün değil. Kendi aralarında zaten var olan mesafe, söz konusu bir göçmenle ilişki olduğunda 2 katına çıkabiliyor. Finler gerek iş hayatına gerekse yüksek öğrenim seviyesinde öğrencilik hayatına profesyonel yaklaşmayı seçiyorlar. Örneğin her gün ofiste 8 saat birlikte olduğunuz iş arkadaşınız sokakta karşılaştığında size sadece soğuk bir selamla karşılık verebiliyor veya her gün muhatap olmanıza rağmen size kendi şahsi telefon numarasını bile vermemeyi tercih edebiliyor. Bugün Finlandiya'da ya da herhangi bir Avrupa ülkesinde bir Türkle karşılaştığınızda henüz 5 dakika önce tanışmış olmanıza rağmen, sizin kütüğünüzün nerede olduğundan annenizin kızlık soyadına kadar varan detayda bilgileri sorgulama çabasına girilebiliyor. Ancak bir Fin için sizin ilişki durumunuz, ne iş yaptığınız, ne kadar maaş aldığınız, Finlandiya'ya nasıl ya da neden geldiğiniz gibi bilgiler özel bilgilerdir. Çok ileri düzey bir samimiyetiniz ve tanışıklığınız olmadığı sürece ya da konu açılmadığı sürece, bir Fin sizden bu bilgileri istemez. Veya yıllarca beraber çalıştığınız ve gerçekten iyi zamanlar geçirdiğiniz ya da samimi olduğunuzu düşündüğünüz bir Finle ilişkiniz, sizin veya onun işinin sona erdiği gün sona erebilir. Finlerin kendi arkadaş grubu ya da aile içi ilişkileri için de bu tür bir mesafe ve soğukluktan söz edilebilir.
Tüm bunları göz önüne aldığınızda bizim gibi özellikle Akdeniz toplumlarının kültüründen ve samimiyetinden çıkıp gelen insanlar, bir Finin ifadelerinde ya da sözlerinde mutluluk anlamı taşıyan bir emareye kolay kolay rastlayamaz.
Bu açıdan bakıldığında her yıl düzenlenen ve "mutluluk" tanımıyla ifade edilen bu anketin aslında memnuniyet anketi olarak anılması gerektiğini söyleyebiliriz.
Peki soruyu şöyle soralım; Finler gerçekten hayatlarından memnun mu?
Bu soruya bakış açımıza göre farklı cevaplar vermemiz mümkün. 2026 yılının başında gelen verilere göre artık Avrupa'da işsizlik sıralamasında Finlandiya listenin birinci sırasında. Yanlış duymadınız! Finlandiya işsilikte Avrupa birincisi. Tam bu açıdan bakıldığında ülkede bir kaos ya da kriz beklentisi doğabilir. Aynı tablo Türkiye ya da sosyal devlet sisteminin hakim olmadığı herhangi bir ülke için söz konusu olsa, toplumsal bir krizden ve bunun getirdiği diğer bir çok problemden anında haberdar olabilirsiniz. Ama muhtemelen Türkiye'deki bir çok kişinin Finlandiya'da işsizlik probleminin bu seviyede olduğundan haberi yoktur. Finlandiya'da var olan sosyal devlet sistemi ve işsizlik ödenekleri sayesinde henüz ülkede geçime yönelik bir kaos ya da kriz söz konusu değil. Ülkede vergiler diğer bir çok ülkeye göre oldukça yüksek. Ve herkesin yıllık gelirine göre artan bir vergi seviyesi söz konusu. Finlandiya'da trafik cezası bile kişinin gelir düzeyine göre yazılır. Türkiye'de veya diğer bir çok ülkede olduğu gibi zengin ve düşük gelirliler aynı yüzdelik seviyede vergi ya da trafik cezası ödemez. Tabiri caizse devlet düşük gelirliyi ezdirmez. Yine Türkiye'de ve bir çok ülkede olanın aksine vergilerden gelen gelir ülkeyi yönetenlerin, bir takım siyasiilerin ya da bürokratların cebini doldurmaz. Finlandiya'da yolsuzluk yok denecek kadar azdır. Bu sayede gelen vergiler yine halkı ayakta tutmak için ya da yatırımlar için kullanılır. Siyasileri ya da bürokratları lüks makam araçlarında görmezsiniz, başbakan ya da cumhurbaşkanını bir kaç yüz polis ve onların kullandığı onlarca lüks araç korumaz. Bir çok milletvekili meclise ya da diğer işlerine bisikletle ya da toplu taşımayı kullanarak gider. Hal böyle olunca halktan ve şirketlerden toplanan verginin kullanım verimliliği de maksimum seviye çıkar.
Finlandiya'da sosyal yardımlar halkı her zaman destekler. Tükiye'de uzun süre iş bulamazsanız bu sizin için aç ya da açıkta kalmak anlamına gelebilir. Ki bugün asgari ücretle çalışanlar ya da emekliler bile bin bir türlü zorlukla geçimlerini sağlamaya çalışıyorlar. Geçim kaygınızın olmadığı bir hayat düşünün. İşsiz kaldığınızda ya da emeklilikten sonra her ay kiranızı nasıl ödeyeceğiniz, ya da evinizi nasıl geçindireceğiniz gibi ağır konularla boğuşmadığınızı düşünün. Muhtemelen Türkiye'de yaşayan herkes için bu tablo ütopya gibi gelecektir. Ancak Finlandiya'da bu durumlarda olan insanlara devlet işsizlik yardımı, kira desteği ya da temel geçim desteği gibi paralar öder ve halkın mağdur olmasını engeller.
Bir diğer konu da eğitim için verilen destek.
Finlandiya'da lise seviyesinin sonuna kadar eğitim ücretsizdir. Burada çocuğunuza sadece bir sırt çantası ve kalemlik alırsınız. Diğer tüm kitapları ve eğitim araçlarını devlet sağlar. Ya da ülkenin tamamında eşit eğitim şartları vardır. Helsinki'nin göbeğinde ya da Finlandiya'nın en kuzeyindeki bir köy okulunda aynı şartlar sağlanır. Örneğin ilk okulda sınıfta her öğrencinin kullanımına tahsis edilmiş bir tablet ya da bilgisayar bulunur. Okullarda ve sınıflarda eşit şartlar sağlanır. Ve işin belki de en can alıcı noktası; Finlandiya'da tüm ilk ve orta seviye okullarda yemek ücretsizdir. İlk ya da orta okul seviyesindeki tüm öğrenciler okullarında öğle yemeklerini ücretsiz olarak yerler. Üniversite ya da diğer yüksek öğrenim kurumlarındaki öğrenciler için de ucuz yemeğe ulaşmak oldukça kolaydır. Örneğin 2026 yılı itibariyle şu an eğitimimi devam ettirdiğim Oulu üniversitesi'nde öğle yemeğine yaklaşık 1,25€ gibi komik bir ücret ödüyorum.
Finlandiya'da zengin ya da düşük gelirli herkes için eğitim şartları aynı standart seviyededir. Özel okul, özel kurs ya da dersane gibi, eğitimde fırsat eşitliğini bozan ya da öğrencilerin eğitim seviyelerinde dengesizliğe yol açan kurumlar bulunmaz. Bir de devletin çocuk başına aylık belli bir miktarda çocuk parası ödediğini de dikkate alırsanız, Finlandiya'da hiç bir aile çocuğunun eğitim masrafları gibi bir konuda oturup kara kara düşünmez.
Devlet düşük gelirli ailelere belirli bir yaşa kadar çocuk başına yıllık 500€ civarında hobi ve kurs ücreti öder.
Yani zengin aileler çocuklarını örneğin bir piyano ya da spor kursuna gönderirken, düşük gelirli aileler çocuklarına bunun mümkün olmadığını söylemek zorunda kalmazlar. Belediyelerin belli şartları sağlayan tüm ailelere ödediği bu yardımla her çocuk kendi yeteneğini değerlendirme yada başka bir alanda hobi ya da eğitim edinme şansına sahip olabilir.
Finlandiya'da yıllık enflasyon hala tek haneli rakamlardadır. Özellikle Ukrayna savaşından sonra tüm Avrupa'da ve Dünya'da olduğu gibi Finlandiya'da da ekonomik problemler baş gösterdi. Özellikle bazı ihtiyaç malzemelerine bir kaç yıl önceki fiyatlarla ulaşmak mümkün değil. Ama enflasyon değerindeki artış hala bir çok ülke ile kıyaslanamayacak kadar düşük. Her ne kadar fiyatlardaki artış tüm ülkede kendini hissettirse de, halk arasında geçim sıkınıtısı oluşturacak bir probleme yol açmadı. Ya da ülkedeki periyodik indirimler, ya da "bizim ülkemizde yer almayan" merhamet ve adalet duyguları sayesinde ülkede hala herkesin her türlü tüketim malzemesine ya da imkana ulaşması mümkün.
Sözü çok uzattığımın farkındayım ama bazı örnekleri vermeden ya da detayları belirtmeden yazıyı bitiremeyeceğim. Türkiye'de bir çok farklı sektörde çalıştım. Özellikle son çalıştığım işimde bir çok tüketim malzemesinin son tüketim tarihine kadar aynı fiyatlarda market raflarında bekletilip, zamanı geçtikten sonra nasıl çöpe döküldüğünü, ya da sağlıksız şartlarda nasıl tekrar geri dönüştürülüp insanlara satıldığını bizzat gördüm.
Gelin size Finlandiya'da yaygın olan indirim kültüründen de bahsedeyim. Ülkedeki tüm marketlerde son tüketim tarihi yaklaşan tüm ürünler indirime girer. Özellikle dondurulmamış et ya da süt ürünleri, ekmek vb. gıda malzemelerinin son kullanım tarihi yaklaştığında, ürünlerin önce %30, sonrasında %60 gibi indirim etiketleriyle satıldığını görürsünüz. Sonrasında satılmayan ürünler son tarihine 1 ya da 2 gün kalan raflardan indirilerek hızla Kızıl Haç yardım noktalarına gönderilir ve ihtiyaç sahibi insanlara ücretsiz olarak dağıtılır. Buna inanabiliyor musunuz?
Bahsetmem gereken, bana göre harika bir nokta daha var. Finlandiya'da 2. el kültürü oldukça yaygındır. Zengini ya da dar gelirlisi hiç çekinmeden 2. el bir eşya, kıyafet ya da malzemeyi satın alır ve kullanmaya devam eder. Örneğin ülkenin başbakanının üzerinde bile 2. el bir kot pantolon ya da cekete denk gelebilirsiniz, ki yakın zamanda eski başbakan Sanna Marin bu konuda bir paylaşım yapmıştı. İşin en güzel tarafı; tüm şehirlerde yer alan Facebook gruplarında ya da 2. el eşya satış sitelerinde insanlar kullanmadıkları malzemeleri ücretsiz olarak başkalarıyla paylaşırlar. Bunu söyleyince aklınıza artık kullanılmaz durumda olan ya da çöpe atılması gereken eşyalar ya da malzemeler gelmesin! Oldukça iyi durumda olan, ya da Türkiye'de parayla bile zor satın alabileceğiniz durumda ve kalitede olan eşyalara bedava sahip olabilirsiniz. Paylaşma ya da geri dönüşüm kültürünün bu seviyede olması yine herkesin bir şekilde her türlü imkan ya da nimete ulaşabilmesini mümkün kılar.
Son olarak belki de en can alıcı nokta olan güvenlik konusu var!
Finlandiya'da insanlar kurallara uyar. Trafikte yayaya yol veren, birbiriyle tartışmayan, kimseyi tehlikeye atmayan insanlar görürsünüz. Çocuğunuzu daha birinci sınıftan itibaren gönül rahatlığıyla yaya olarak ya da bisikletle okula tek başına gönderirsiniz. Yılın herhangi bir zamanında güvenlik kaygısı duymadan kadın ya da erkek fark etmeden gecenin bir yarısında şehirde ya da ormanda yürüyüşe çıkabilirsiniz. Kimsenin kimseye art niyetle bakmadığı ya da tehdit etmediği bir dünyada yaşarsınız. Yazları güvenliğinizi tek tehdit eden şey sivrisinekler olur.
İlla ki Finlandiya'da yaşanan bir takım negatif olaylar mevcut. Burada da uyuşturucu ve madde kullanımı ya da alkolün yol açtığı negatif bazı olaylar söz konusu olabiliyor. Ancak bu toplumun huzurunu tehdit edecek ya da insanların güven ortamını bozacak bir seviyeye asla ulaşmaz. Bunun yanında iş güvenliği ve çalışma şartları konusunda alınan tedbirler ve eğitim sayesinde herkes eşit şartlarda ve can güvenliğinden endişe etmeden çalışır. Hiç kimse yapamayacağı ya da uzman olmadığı bir işe girişmez ya da gereksiz riskler almaz. Hal böyle olunca ülkede kimse ne evinde, ne işinde, ne yolda, ne parkta, ne de doğada can ya da mal kaygısı gütmez.
Gelelim olayın özetine!
Finlandiya'da kışlar uzun sürer. -20 ya da -30 derecelere ulaşan soğuklar ve karanlık geçen kışlar yaşanır. Dışardan bakıldığında, ülkede içe kapanık ve asosyalmiş gibi görünen bir halk yaşar. Ama yukarda bahsettiğim tüm etkenler sayesinde insanlar hallerinden memnun oldukları bir hayat sürerler. İlla ki burada da eksik olan noktalar, gizli ya da az da olsa ırkçılık, madde ya da alkol kullanımı, kuralları ihlal eden insanlar, sosyal problemler mevcut. Ama bunlar sayısal olarak bir yüzdeye vurulduğunda oldukça az seviyede kaldığı için halkın memnuniyet seviyesini düşürmez.
Bu konu üzerinde sayfalar sürecek bir makale yazılabilir. Bu daha ne kadar sürer, düzen nerelere gider, barış ya da savaşlar nerelere evrilir bilemeyiz, ama bugün itibariyle Finlandiya'nın neden her yıl "en mutlu ülke" seçildiğini bu şekilde özetlemiş olalım.






