At Arabaları

Günümüzde çiftçiliğin ağır bastığı köylerin çok azında nadir olarak görebildiğimiz at arabaları, teknoloji karşısında varlıklarını sürdüremediler. Bazı çiftçilerimiz yada seyyar esnaflar tarafından az da olsa kullanılan at arabaları da teknolojiden nasibini almıştır. Hatta at arabalarına eski otomobil lastiği takılarak onlar da zamana uyduklarını göstermişlerdir. At arabalarında tahta tekerlekleri dışında kullanılmayan bir başka özellik de üstündeki resimlerdir. Bu resimler pek çok duygu ve düşünceyi ifade ederler. Kullanılan resimler, figürler, motifler ise Türk kültürünün bir parçasıdır.

Teknolojiden Nasibini Almış At Arabaları

‘Araba ressamı’ olan Bursalı Enver Ertaban’dır. Enver Usta’nın tuvali arabanın tahtalarıdır. Tuvalinin konuları ise, doğanın bin bir güzel ahengi, çiçekler, kuşlar, dağlar böcekler, ovalar ve denizlerdir. Enver Usta için boyamada en zevkli an resimlemektir. Enver Ustaya göre yollar asfalt olalı ne at arabası kaldı ne de onların tıkırdıları… Asfalt icat olmuş ve Enver Usta’nın işleri de bozulmuş (Yazıcı, 1993: 32-33). “Arnavut Kaldırımları söküleli beri, tahta tekerlekler ve nal sesleri yitti gitti toprağın derinliklerinde, Ama herşeye rağmen, sevdalar, umutlar, özlemler dile geliyor ‘Araba ressamı’nın tuvalinde…”4. Yine Kuşadası, Davutlar, Değirmen mevkiinde çevre düzenlemesi olarak kullanılan bir arabada deniz, gemi, tekne resimlerini tuvaline konu olarak işleyen bir başka araba ressamı da eserine ‘boyacı Şimşek’ imzasını atmıştır.

Kuşadası’nda süslediği bir at arabası kullanılan Manisa-Akhisar’lı Şimşek, at arabalarına yaptıkları resimlerin “süsleme sanatı” olarak belirttiğini, kendisinin bildiği kadarıyla en az 100 yıldır aynı yöntemin uygulandığını, sadece bu at arabası süsleme sanatınında yöresel bazı değişiklikler gösterdiğini ve ayrıca Akhisar’ın yaylı at arabalarının (Akhisar Yaylısı) çok ünlü olduğunu ifade etmektedir. (Şimşek 31.05.2003). Akhisarlı ustalar kendi bölgesinde önemle üzerinde durdukları bir başka konu da, savaş zamanında cepheye giderek top, yük arabalarının tamir işleriyle uğraşmıştır (Güler Şimşek: 31.05.2003).

Artık süs aracı olarak kullanılan at arabaları dışında kullanılanlarda ise bu uygulama kalkmıştır. Çünkü at arabalarında resimlerin uygulanabileceği yan tahta bölümler kullanılmamaktadır. Yan tahtaları bulunmayan, sadece bir tahta parçasına eski dört tane otomobil lastiği takılmış bir at arabası günümüzdeki kültür-medeniyet (!) etkileşiminin bir göstergesidir. At arabalarının teknoloji karşısında yok olmaya başlaması ile birlikte araba ustalarının da işleri bitmiştir. Konya’nın Akşehir İlçesi’nin tek at araba ustası olan Hüseyin Doğancı ve Afyonlu Yılmaz Baytürk buna en iyi örnektir. Yılmaz Usta Afyon’da at arabası yapan üç kişi kaldığını, Hüseyin Usta ise at arabalarını sadece turistik oteller ve evlerin şark köşeleri ve parklar için minyatür at arabaları yaptığını biraz da sitemle ifade etmektediler.

Manisa’nın Akhisar İlçesi’nde at arabası ustalarından biri, Akhisar’da da artık bu işi yapan 3-4 tane usta sanatkar kaldığını, kendisininde 1953’den beri bu işi yaptığını ifade ediyor. Usta’ya göre, 4-5 sene içinde artık bu meslek de tamamen yok olacaktır. Çünkü orijinal at arabalarının sayısı gittikçe azaldı. Çiftçilerden, köylülerden toplanan orjinal eski at arabaları tükenince, bu arabaları restore etme işi de bitecektir. Ayrıca Usta, İtalya’ya at arabası, İspanya’ya da at arabası tekerleklerinden yapılan oturma bankları gönderdiklerini belirtiyor.İspanya’ya gönderilen oturma bankları için orijinal tekerleklerin bulunamadığından dolayı marangozlarının devreye girdiğinden bahsetmektedir. Ustamıza göre, bundan sonraki yetişen nesiller at arabası ve kağnıyı kendi vatanımızda değil, yurtdışında görüp öğrenecekler. (Akar, 31.05.2003). Ancak Bursa’da açılan “Tofaş Anadolu Arabaları Müzesi” ile, Asya’da binlerce yıl önce dönmeye başlayan çok basit bir ahşap tekerleğin Anadolu’daki öyküsü aktarılarak, ‘yeni ustaların eski ustalara teşekkürü’ şeklinde kendini göstermesi ustalarımızı bir nebze de olsa memnun edebilir. Bu müzede Bursa öküz arabası, Balıkesir öküz arabası, Konya çarklısı, Tokat kağnısı, Akhisar öküz arabası, Sivas at arabası, Eskişehir Tatar arabası, İstanbul çarklısı, fayton, top arabası gibi Anadolu’ya ait araba çeşitliliğini görebilirsiniz.

At arabaları günümüzde genel olarak benzin istasyonları, dinlenme tesisleri, lokanta ve turistik yerlerde geceleri de ışıklandırılarak bir süs aracı olarak kullanılıyor. Tekerlekleri kullanılarak oturma bankları yapılmaktadır ve antikacılardaki yerini almıştır. Ayrıca at arabalarının tekerlekleri bile artık tek başına süs aracı olarak kullanılır oldu. Bu tekerlekler avize olarak da kullanılmaktadır. Minyatür at arabalarının yanında minyatür kağnılarında çok fazla yapıldığını görebilirsiniz. Orijinal eski yapım kağnılar da süs aracı olarak kullanılmakta ve at arabaları gibi antikacılarda satılmaktadırlar. Faytonların minyatürlerini süs aracı olarak henüz görmemekle birlikte, faytonlar turistik mekanlarda bir gezi aracı olarak kullanılıyor.

Atın ehlileştirilmesi, at ile birlikte arabanın da kullanılmasını sağlamıştır. Yani atın ehlileştirilmesi arabayı uygarlık tarihine kazandırmıştır. Bu gelişme de dünya üzerindeki toplumların birbirlerini tanımalarına ve kültür alışverişlerinin artmasına neden olmuştur. Kuşkusuz bunda, ‘at’ı uygarlık tarihine hediye eden Türklerin payı ve önemi büyüktür. At ve araba kullanan kavimler ve onlarla birlikte hareket edenler, ilk ortaya çıkışlarından günümüze kadar cihan tarihini meydana getirmişlerdir.

At ve araba ile hareketin farklı bir önemli tarafı da, uzak gibi görünse de kültür sahaları üzerinde bile etkili olmasıdır. Böylece eski Türk kavimlerinin atı ehlileştirmek suretiyle başardıkları bu büyük tarihi olay, felsefenin, dinin, metafiziğin en yüksek sahalarını etkilemiştir. (Rüstow 1943: 858-859).

Çünkü Türklerin tarih sahnesinde dünya düzeni ve cihan hakimiyeti davası ile çıkışlarında da ilk etkenin manevi değil, göçebe hayat şartlarının ve askeri gücün rol oynadığı, bunun sonucunun da maddi gücü geliştirdiği kuşkusuzdur. Bu maddi sahada da ilk göze çarpan unsur ‘at’ olmuştur (O. Turan, 1979, 188).

Ayrıca, Türklerin oluşturduğu kültür ve medeniyetin ilk döneminde at, merkezi bir rol üstlenmiştir. Atın binek hayvanı olarak ehlileştirilmesi, süratli ve pratik oluşu geniş ufuklara hükmetme fikrini güçlendirmiştir. Atın ehlileştirilmesi insanlara daha fazla hareket özgürlüğü sağlamış, birbirinden habersiz yaşayan insan topluluklarının daha hızlı ilişki kurmalarına vesile olmuş, böylece kültür geçişlerinin yaygınlaşmasına, medeniyetlerin gelişmesine etki eden bir varlık olarak tarihteki yerini almıştır (Çınar, 1996, 203-205).

Türkler tarafından yetiştirilen at, bütün kültüre yön veren önemli bir varlık olmuştur. Eğer at ehlileştirilmemiş olsaydı eskiçağ ve erken ortaçağın büyük ölçüdeki kavimler göçü meydana gelemeyecekti (Rásonyi 1971: 51).

Kaynak:
Yard. Doç. Dr. Şayan ULUSAN ŞAHİN
Celal Bayar Üniversitesi

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: